Uzm. Dr. Baybars Türel

Uzm. Dr. Baybars Türel

Omega 3 ürünlerindeki EPA ve DHA bileşenlerinin fonksiyonları nelerdir?

“Bunlar aslında balık yağından elde edilen Omega 3 yağ asitlerinden olan Eikoza-pentaenoik asit ve Dokozahekzaenoik Asit’in EPA ve DHA şeklinde kısaltmalarıdır. Omega 3 yağ asitleri esansiyel yani vücudumuzda üretilemeyen ve bu yüzden besinlerle almamız gereken yağ asitleridir. Yine dışarıdan almak durumunda olduğumuz bir başka yağ asidi de Omega 6 yağ asitleridir. Ancak bu iki tip yağ asidi arasında bir dengenin gözetilmesi gerekir. İşte bu dengenin son yüz yıldır, Omega 6 yönüne doğru kaymasının, son yıllarda giderek artan kronik dejeneratif iltihabi pek çok hastalığın kökeninde olduğuna dair kuvvetli bir şüphe mevcuttur. Şöyle ki, 100-150 sene önce Omega 6 ve Omega 3 arasında, 3’e 1 ila 5’e1 olan dengenin artık modern toplumlarda 15’e 1 ila  20’ye 1 şeklinde olduğu gözlenmiştir. Özellikle zeytinyağı dışındaki bitkisel yağlarda fazla miktarda olan Omega 6’dan yoğun bir beslenme tarzı kronik, önüne geçilemeyen iltihabi bir süreci tetikler. Bu da aklınıza gelen neredeyse her türlü kalp, damar, otoimmün ve diyabet gibi metabolik hastalıklara davetiye çıkartır. Kısaca söylemek gerekirse, akut yani erken dönemde çok önemli ve lehimize olan iltihabi süreçlerin kronik faza ilerlememesi çok önemlidir. Ve de Omega 3, bu süreçteki en önemli blokaj mekanizmalarından birini oluşturur. Bu da Omega 3 takviyesini kalp damar hastalıklarından korunmada, otoimmün hastalıklarda ve demans gibi nörodejeneratif hastalıklarda vazgeçilmez bir noktaya getirir. Burada önemli olan noktalardan biri de, Omega 3 ve Omega 6 arasında bozulan dengeyi yeniden kurmak açısından alınması gereken toplam EPA ve DHA nın  alyuvarın çeperinde -demin bahsettiğim- Omega 3 oranını sağlamak için gereken minimum günlük doz olarak bulunan 1800 mg olmalıdır.”

Lütfen bekleyiniz...